ANTEP DE GIYAMET ALAMETLERİ

BENCE GAZİANTEP'TE KIYAMET ALAMETLERİ Pide fırınlarının yok olması Dana eti kullanımının giderek yaygınlaşması Sahre yerine Barbekü Partisi teriminin kullanılması Çiköfte yiyen Anteplinin ağzım yandı çok acıymış demesi Dülükbaba ve öte Sahre yerlerinin kapatılması Fırının yanında kasap bulunmaması Gelinçide garaltının ve Antep işi nahış adetin bitmesi ve baaşire sonunda Çağdaş yahut Çulcununoğlu'na yimeye gedilmemesi Mangalda kebaba Ataşın yetmemesi Balık etiynen yapılmış Eşgili Ufag Küfde Paklavacı, Beyrancı, Kahveci ve Gadayıfçıların iflas etmesi Ciyerci ve Dürümçü düvenlerinin bir bir kapanması Pisik Daşşa dadlıcılarının yerini lokmacıların alması Nohutçuların kapanıp Hamburgercilerin çoğalması Dıbık kelimesinin yabancı bir terim olduğunun düşünülmesi Ziyarat edecek ev şendeene gıran girmesi Ve hatta dolmaya salça hiç konulmaması Antep terbiyeli kuşbaşıya, sogan suyu konulması Yakın bir gelecekte her bi şeyin içine Guşbohu fıstık gonulması Mamed'e Memet denilmesi Alleben'den vazgeçilip sosyetik bir şekilde sahil yolu denilmesi Bahdenize magdonoz veya pasley denilesi Erol Maraş'ın gaveye Coffe demesi Berecik Balcanı Delisi ve Hasdesi YMYP Genel Başkanı Yiyici Erol Maraş’ın Mübarek Balcan kelimesini tergeyerek Patlıcan demeye başlaması Sizler de ekleyebilirsiniz

aylık istatikler

babasından 9 yıl süren cinsel istismar

Mideniz Almayacak. 9 Yıl Süren Cinsel Istismarı Annesi Ve Öğretmenleri Gizledi
1990 yılında Uşak’ta doğan A.A., 8 yaşından 17 yaşına kadar babasının cinsel istismarına maruz kaldı. 11 yaşında olan biteni annesine anlattı. Annesi “O senin baban. Öyle şey mi olur?” diyerek ona inanmadı. Babası “İftira atıyor” dedi.

Ortaokulda istismar sürdü.

A. bu kez babaannesine anlattı. Babaannesi “Kızdım ona, bir daha yapmayacak”dedi.

Okulda öğretmenlere ve müdüre anlattı. Okul müdürü A.’ya, isterse birkaç adam tutup babasını dövdürtebileceğini söyleyip ‘Ama’sını da ekledi: “Babanla aynı evde yaşamaya devam edeceksin. Senden bunun acısını çıkarır.”

Artık sülalede duymayan kalmamıştı. Babaannesi amcasına anlatmış, halası duymuş, öz teyzesi öğrenmişti.

Hürriyet’ten Melis Alphan’nın haberine göre; Kimse bir şey yapmıyordu. A. babasından korkan bir çocuktu; kimse destek olmayınca polise gidemedi. Babası sokak köpeklerini tüfekle vuran, eve giren kediyi kapıya sıkıştırıp öldüren bir adamdı. Annesi aldatıldığını akrabalarına anlattı diye, 9 aylık hamile kadını darp etmişti.

Lisede istismar sürdü ve A. yine öğretmenlerine, babaannesine anlattı. Ama yine kimse kılını kıpırdatmadı. Rehber öğretmeni, “Gerçekten böyle bir şey varsa olay anında bağırmalısın. Yastığın altına bıçak koy veya yanına bir cam şişe al” dedi.

Çocukları korumakla görevli öğretmenleri görüyorsunuz!

ANNESİ: ‘GEBE Mİ KALDIN SANKİ? NE VAR BU KADAR BÜYÜTECEK?’

A. 17 yaşındayken bir gece taciz anında babasına “Yeter artık, bana dokunma” diye bağırmaya başladı. Sesine kardeşi ve annesi de uyandı. Annesi o gece kocasını suçüstü yakaladı ama A.’ya “Gebe mi kaldın sanki? Ne var bunda bu kadar büyütecek?” dedi ve ekledi: “Polise gidersen ‘Başkasıyla halt yemiş, babasına iftira atıyor’ derim.”
Öğretmenleri, “Dava açarsak yetiştirme yurduna gidersin. 18 yaşında yurttan çıkınca gidecek yerin mi var?” diyerek çocuğu korumadı.

Adam üç ay mahcup gezdi, herkesi pişman olduğuna inandırdı. İki ay namaz kılınca babaanne de inandı. Ama olayın üstünden üç ay geçmeden, A.’ya karşı psikolojik ve fiziksel şiddeti yeniden başladı.

A. bir an önce o evden uzaklaşma isteğiyle evlendi. Sağlık meslek lisesi mezunuydu; evlendikten sonra Diyarbakır’a, ardından İzmir’e ve en son Manisa’nın Turgutlu ilçesine tayini çıktı.

İkinci kızını doğurduktan sonra psikolojik rahatsızlıkları başladı. Eşini çocuklarının yanına yaklaştırmıyor, çocuklara sarıldığında ona sapık muamelesi yapıyordu. Eşi “Bu evlilik böyle sürmez” deyince, 2016’nın Mart ayında belediyenin aile danışma merkezinde tedavi görmeye başladı. Doktor ‘posttravmatik stres bozukluğu’ teşhisini koydu ve eğer dava açmazsa terapiye devam edemeyeceklerini söyledi.

DOSYA TAMAM, 20 AYDA İDDİANAME HAZIRLANAMADI

2016’nın Mayıs ayında A., Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. İki lise öğretmeni ve erkek kardeşi şahitlik yaptı. Diğerleri yapmadı. Babaannesi yalan ifade verdi. Amcası “Benim hiçbir şeyden haberim yok” dedi. A.’nın beden ve ruh sağlığı raporu da dahil olmak üzere dosya eksiksiz olmasına rağmen 2 yıldır hâlâ ortada iddianame yok. 2017’nin Nisan ayından beri dosya öyle duruyor.
Dosyaya bakan savcı iki kez değişti. Bu, üçüncüsü.

A.’nın babası ilk başta tutuklandı. Ama hâlâ iddianame hazırlanmadığı için, “Suçu sabit görülmemiş kişiyi hürriyetinden daha fazla yoksun bırakamayız” denilerek adam, 6.5 ayın sonunda serbest bırakıldı.

A.’nın CİMER’e başvurusuyla Aile Bakanlığı da davaya müdahil olmayı talep etti ama dava hâlâ açılmadı!

Sorduğunda, “Savcılar aynı zamanda FETÖ dosyalarına baktığı için iş yükleri çok ağır, o dosyalar daha öncelikli” gibi açıklamalar yapılıyor.

Oysa çocuk istismarı ülkemizde en öncelikli sorunumuz olmalı.

Çocuk istismarcılarının sokakta serbestçe dolaşmasında, canlarını yaktıkları çocuklar için adaletin gecikmesinde sakınca yok mu sizce?





Gaziantep Efsane Makine Ustasını Kaybetti

Gaziantep Efsane Makine Ustasını Kaybetti

Gaziantep’in efsane makine üreticisi Mennan Usta, 10 Haziran’da tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. Gördüğü makineleri 10 dakika inceledikten sonra aynısını yapabilme yeteneği nedeniyle Avrupa ve ABD’de sanayi fuarlarına girişinin yasaklandığı dillendirilen Mennan Usta’yı Türkiye ilk kez, TÜSİAD toplantısında söyledikleriyle tanıdı. Mennan Aksoy, kamunun tutumunu eleştirirken, “Devlet, atın önüne et, itin önüne ot atiy! Burunsuza hızma, kulaksıza küpe veriy!” şeklindeki sözleriyle dikkatleri çekti. Kendine has şivesiyle sözlerini bitirdiğinde, konuklar tarafından coşkuyla alkışlanan Mennan Usta, 1952 yılında Gaziantep’te dünyaya geldi. Mennan Usta’nın iş hayatı, ilkokul öğrenimi sonrası çok genç yaşlarda başladı. 1973 yılında kendi firmasını kuran Mennan Aksoy, önceleri para kasalarında kullanılan parçaların imalatını, daha sonra ise otomotiv sanayisine yönelik yedek parçaların üretimini gerçekleştirdi. Standart imalatı belirli bir düzene oturttuktan sonra araştırmacı kişiliği ile daha nitelikli işlerin arayışına koyulan Mennan Usta, bu kapsamda enjeksiyon döküm ve kalıp imalatına başladı. 1996 yılında Gaziantep Üniversitesi ile birlikte hazırladığı Gaziantep’in ilk TÜBİTAK projesiyle Almanya, İtalya, Fransa gibi sayılı ülkelerde imal edilebilen halı ipliği makinesi üretimine soyundu. Aksoy, bu projeyi başarıyla tamamlayarak 1998 yılında Teknoloji Başarı Ödülü’ne layık görüldü. İlerleyen yıllarda Ar-Ge çalışmalarına daha çok ağırlık veren Mennan Usta, sekiz farklı TÜBİTAK Ar-Ge projesini de başarıyla sonlandırarak sentetik elyaf ve iplik üretiminde Türkiye’de ilklere imza attı. Aksoy, ürettiği makineleri Brezilya, Mısır, Suriye, Fas, Suudi Arabistan, Özbekistan, İran gibi ülkelere de ihraç etti. Sentetik iplik makineleri üretimi alanında, üniversite desteğiyle sürdürdüğü çalışmalarla Avrupalı benzerlerinden daha gelişmiş sistemlerin tasarım çalışmalarını sürdüren Mennan Aksoy evli ve üç çocuk babasıydı. Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Konukoğlu, mucit makine ustası Mennan Aksoy’u kaybından dolayı duydukları üzüntüyü dile getirdi. Konukoğlu, Türkiye’nin önemli makine sanayicilerinden olan Mennan Usta’nın yeteneğinin altını çizerek, hakkında şunları söyledi: “Dünyada makine üreticilerinin hayranlığını kazanan ve örnek bir kişi olarak gösterilen Mennan Aksoy, Gaziantep sanayisinde derin iz bırakan çok değerli bir ustaydı. ‘Çeliğe hükmetmeyen namusuna mukayyet olamaz!’ diyen Mennan Usta, gözümüzde bir makine dehasıydı. Gördüğü makineleri en fazla 10 dakika inceledikten sonra aynısını yapabilirdi. Bu olağanüstü yeteneği yüzünden Avrupa ve Amerika’da yapılan sanayi fuarlarına girişi yasaklanmıştı ama o bir yolunu bulup yine girmeyi başarmıştır. Kendi atölyesinde onlarca makine üretti, bunları ihraç etti. Alman, Fransız, İtalyan makinecilerin kabusu oldu.”
“AVRUPALI MAKİNECİLERİN CANINI YAKTIM”
Kendisini “Makine Ustası” olarak tanıtan Mennan Aksoy, bugüne kadar Türk tekstil sektöründe milyarlarca dolarlık ithalatın önüne geçti. Aksoy, ithal edilen birçok makineyi yerli kaynaklarla üretmeyi başardı. Üstelik bu makineleri özgün bir anlayışla yeniden ele alan Usta’nın ürünleri o kadar beğenilmişti ki dünyaca ünlü markalar müşterilerin talep ettiği bu yeni özellikleri makinelerine eklemek zorunda kaldı. Mennan Usta Avrupa’daki makine fuarlarına genellikle alınmıyor bu sorunu başka kimlikler kullanarak aşıyordu. Bu mücadelenin “Taklitle mücadele” olarak algılanmaması gerektiğini söyleyen Mennan Usta’ya göre gerçek başkaydı. “Avrupalı makinecilerin canını yaktım. Çünkü ben bir makineyi üretince otomatik olarak satış fiyatını yarıya indirmek zorunda kalıyorlar. Sadece Türkiye’ye değil bizim gibi tekstilde ekmek arayan Suriye, Lübnan, İran nereye olursa biz de makine satıyoruz ve doğal olarak Avrupalı makineciler fiyatlarını bizim seviyemize çekiyor. Oralardan çok sayıda teşekkür telefonu alıyorum” diyen Mennan Usta, makine üretme mücadelesine girişinin öyküsünü esprili bir tarzda şöyle anlatıyordu: “Bir gün Gaziantep’e tekstil makinesi satmak için bir Fransız avrat (kadın) geldi. Satış yaparken de bize diyor ki; ‘Tekstilin beşiği sizsiniz ama Çin ve Hindistan geliyor. Teknolojinizi yenilemezseniz sizi geçerler.’ Bunu söylüyor ama derdi bizim geçilmemiz değil tabii ki. Arkasından da ekliyor; ‘En iyi makineleri biz Fransızlar üretiyoruz. Bizim makineleri alın rekabeti kazanın!’ diyor. Beni bu durum çok etkilemişti. Çünkü eminim bu Fransız avrat, Hintli ile Çinli’ye de ‘Türkleri geçmek istiyorsanız bizim makineleri almanız şart!’ diyordu. O zamanlar çok düşündüm ve şu gerçeği gördüm; Aslında Avrupa’nın tekstilde ve diğer sektörlerde metalden başka geliri yok. Bu yüzden de ‘Çeliğe hükmetmeyen namusuna mukayyet olamaz!’ dedim kendi kendime ve makine yapmaya koyuldum.’’
Türk makine sektörüne ve Türk üreticilere duyduğu güveni her platformda dile getiren Mennan Aksoy, gerçekleştirildiği röportajlardan birinde, 2012 yılında Gaziantep Su Kanalizasyon İdaresi’ne (GASKİ), kanalizasyon çamurundan elektrik üreten sistem kurup teslim ettiklerini şöyle anlatmıştı: “Ben her zaman şunu iddia ediyorum, eğer Türk makine sektörüne imkan verilirse yapamayacağımız bir şey yoktur. İmkan verilsin uçak dahi yaparız. Belediyenin çaktığı bir kıvılcım bugün bu tesisi meydana getirdi ve unutulmamalıdır ki bir devletin ağırlığı teknoloji ve sanayisi ile eşdeğerdir.”




Mennan Usta...
Gaziantep’e bir Fransız gelir.
Tekstilcilere akıl verir:
“Makineleriniz yetersiz… Yenileyin, dünya pazarı sizin olsun”
En iyi makinelerin Fransa’da olduğunu söyler…
Kendi mallarını pazarlar.
***
Dinleyenler arasında bir usta vardır.
Kendine özgü lehçesiyle…
“Bu adam ne diy?” der.
Kafaya takar, makinenin resmine bakar.
Demiri eritir, çeliği büker, vidasını, motorunu koyar.
Fransızların 3 milyon Euro’ya satacağı makineyi…
50 bin liraya üretir.
***
Yerli piyasaya sunduğu yetmez.
Brezilya’ya kadar çeşitli ülkelere yaptığı makineleri gönderir.
Bu usta, Mennan Aksoy’dur.
Diplomasız dahi!
***
Yoksulluktan okuyamamıştır.
İlkokulu 9 yılda bitirmiş, bir daha eğitim görmemiştir.
Allah vergisi öyle bir akıl ve beceriye sahiptir ki…
Makineyi bir görsün, ertesi gün atölyesinde yapımı başlanmıştır.
***
Bu nedenle…
Uluslararası makine, teçhizat fuarlarına girişi yasaklanmıştır.
Mühendislerin, aylarca çalışarak tasarladığı makineleri, tek başına yapmaktadır.
El emeği ve tümü yerli malzemeyle.
İster ki…
Yerli sermaye gelişsin.
Boşa döviz ödeyerek, kazıklanmayalım.
***
Mennan Usta, “ Çeliğe hükmetmeyen, hiçbir şeye sahip çıkamaz” derdi.
Öyle bir teknoloji üretti ki…
Yoğunluğu düşük triko yarattı.
Yazın serin, kışın sıcak tutan bir ürün.
Dünya peşinde koştu. Kapıştı.
***
TÜBİTAK ödüller verdi.
ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde hocalığı düşünüldü.
Diploması yoktu!
Tasarımını cebinde taşıdığı tebeşirle, yere çizerek anlatırdı.
Aklına yetişmek mümkün değildi.
***
Gaziantep’te kanalizasyon atıkları büyük dertti.
Çamuru, kokusu şehri bezdirmişti.
Belediye yönetimi, dünyayı dolaşır, çareler arar.
Mennan Usta, “ Memleketteki ustalar öldü mü?” diye çıkışır.
Okumuş gençleri de alır, yanına…
“ Şöyle yapın, bu parçayı, şuraya takın” talimatıyla, kafasına göre sistemi kurar.
Kanalizasyon çamuru alınır…
Kurutulurken, enerji üretilir.
Çıkan küller de asfalta, çimentoya katkı maddesi konulur.
Bugün…
Antep’te her gün çıkan 160 ton çamurun bertaraf edilmesi Mennan Usta’nın eseridir.
***
Mennan Usta, geçen hafta toprağa verildi.
Vasiyeti;
Gençler bilim ışığında yetiştirilsin.
İmkânlar verilsin, önleri kesilmesin.
TÜSİAD, onu şu sözleriyle tanıttı:
“Devlet at önüne et…
İt önüne ot atiy…
Burunsuza hızma…
Kulaksıza küpe veriy”
Yani devlette karmaşa bitsin, ne yapıldığı bilinsin.
***
Rahmetli Usta her şeyi çözerdi de…
Devletin işleyişine aklı ermeden gitti!

çayıragası ilk otobusleri


Bir zamanlar Gaziantep'in tamircileri çok meşhurdu.Memlekette yapılamayan işler Antebe getirilir burada tamir edilirdi.Kamyon,otobüs sahipleri gelir günlrce burada kalır arabasını tamir ettirir giderdi.
----------------------------
Ali Zavar
Sıtkı Döş
Kör Şakir (Şakir Keklikcioğlu) 
Yaşar Endez
Abdullah Bölükler
Adil Ataoğlu
Adil Mahramanlı
Adil Yetiş
Antakyalı Hüseyin
Arif Uçar
Behcet Özçubukcu
Cabbar Acaroğlu
Cahit Çakıroğlu
Celal Acaroğlu
Deve Maamed
Durmuş Karakuzulu
Etebekli Hökkeş
Fehmi Kalender
Ferit Böke
Fevzi Erbağcı
Fiat Maamed
Fordson Ali
Hacı Zeki Günsay
Hasde Maamed
Hilmi Özkaplan
Hökkeş Ataş
Hulusi Demirpençe
Hurşit Kırkgöz
İhsan Der
İskenderunlu Mahmut
İsmail Keklikci
Kadı Mamet (Mehmet Özcan Gürbüzer)
Kara Hökkeş
Kara Mustafa
Kayalı Mustafa ( Öğümsöğütlü)
Kelle Mustafa
Kemal Özdil
Konforlu Nuru
Mahmut Sevim
Mancı Mehmet Karakuş
Muhtar Kocalar
Niyazi Ertutcu
Nurettin Zavar
Osman Özçoban
Ömer Acıoğlu
Sağır Hacı
Salim Kulaksız
Sarı Maamed ( Zorkirişci)
Sıtkı Saygılı
Süleyman Uçar
Tekin Koral
Tofaş Maamed
Uzun Arap ( Özkeleş)
Uzun Nuru
Vahap Eryol
Vahit Habiboğlu
Zekeriya Uçar
Zeki Kırkgöz




 1977 En üst soldaki Cahit Halebliler, alt soldaki Yahya Türkmen ve Katip Bozo. İlhami Türkmen

Ayakta duranlardan en sağdaki kazancı Ali lakablı Ali Uygun 302 lerin yedek parçasını satardı.Korkmaz Çerçeve Korkmaz

Şoför bıyık mamet vardı.İstanbul a 18 saatte giderdi 1965 kanlı geçit e hızla girince .... Yerden kalkan kartal ön cama çarpıp.Üç nolu koltuktaki yolcunun kucağına düştügünü .Heycanla anlatırdı.Yalçın Durakoğlugil

Sag serbes sol serbes
Arkadaki mersedes
302 yi gorunce kocum
Ben de azalir nefes..
Sisman bir madam bindi
Birden tekerler indi ....
Nuran Bilgin Bayraklilar )

kazancı ali emmi..ali uygun öyle bir şoförmüş ki..arızalanan otobüsün motorunu gavurdağında söküp,ağaç dalına askıya alıp,arızayı giderdip,tekarar yerine takan adamdır. Hayatta olup,işi bırakmış,kendisini emekliye ayırmıştır...Ustaların ustalarından biridir.

her yeri mamed gaziantepspor yöneticisi

Heryeri Mamed” 
Karaçomak köyünün sahibi,Gaziantepspor’un yöneticilerinden Her Yeri Mamed Ağa kilosu,esprileri,sesi ve yemek yiyişiyle şahsına münhasır bir Antepli idi.Onu tanıyanlar çok kez bi kuzuyu yiyip kalktığına şahit olmuşlar.Simitçinin çöpe düzdüğü simitleri direk koluna geçirir ve hepsini yermiş.Aşırı kilolu olduğu için doktor kendisine spor yapması gerektiğini söylediğinde,cebindeki haşlanmış yumurtalar ve elindeki simitlerle kavaklıkta epey spor yapmışlığı da vardır…Bir tarla meselesi yüzünden,Antep maçı çıkışında vurulmuş ve ölmüştür











Maamet (Mehmet) öyle şişmandı ki, kendisine "Her Yeri Maamet" denilirdi. 
En yakın arkadaşı da Küçük Arif'ti. Küçük Arif in boyu dört karış ya vardı ya yoktu. Sokakta yan yana yürürlerken peşlerine düşer, gülerdik. Küçük Arif hışımla döner, havaya tekmeler savurur, sonra bizi kovalamaya başlardı. O ne kadar öfkeliyse, Her Yanı Maamet de o kadar serinkanlı, o kadar güleçti. 
Keyif ehliydi ikisi de. Düğünleri, eğlenceleri kaçamaz, saza gider, içki içerlerdi. Antep'in yetmiş iki çeşit üzümünden, hünnüsülerden, dımışkılar-dan şarap yapılırdı. Ama pek şarap içilmezdi. Içki dedin mi, bir tek içki vardı; rakı



“Heryeri Mamed” 
Karaçomak köyünün sahibi,Gaziantepspor’un yöneticilerinden Her Yeri Mamed Ağa kilosu,esprileri,sesi ve yemek yiyişiyle şahsına münhasır bir Antepli idi.Onu tanıyanlar çok kez bi kuzuyu yiyip kalktığına şahit olmuşlar.Simitçinin çöpe düzdüğü simitleri direk koluna geçirir ve hepsini yermiş.Aşırı kilolu olduğu için doktor kendisine spor yapması gerektiğini söylediğinde,cebindeki haşlanmış yumurtalar ve elindeki simitlerle kavaklıkta epey spor yapmışlığı da vardır…Bir tarla meselesi yüzünden,Antep maçı çıkışında vurulmuş ve ölmüştür

Mehmet Dai,Mustafa muhhittinğlu.cahit aybey.sait söylemez



                                                                       Ökkeş Yüksekbilgili
                                     
                                        Hasan Tahsin Hengirmen, Mehmet Dai, Metin Oktay.
                                            hayri pekmezci


Maamet (Mehmet) öyle şişmandı ki, kendisine "Her Yeri Maamet" denilirdi. 
En yakın arkadaşı da Küçük Arif'ti. Küçük Arif in boyu dört karış ya vardı ya yoktu. Sokakta yan yana yürürlerken peşlerine düşer, gülerdik. Küçük Arif hışımla döner, havaya tekmeler savurur, sonra bizi kovalamaya başlardı. O ne kadar öfkeliyse, Her Yanı Maamet de o kadar serinkanlı, o kadar güleçti. 
Keyif ehliydi ikisi de. Düğünleri, eğlenceleri kaçamaz, saza gider, içki içerlerdi. Antep'in yetmiş iki çeşit üzümünden, hünnüsülerden, dımışkılar-dan şarap yapılırdı. Ama pek şarap içilmezdi. Içki dedin mi, bir tek içki vardı; rakı



                                           Darbuka çalan "Her yeri Maamed " ( Mehmet Dai ) 
                                               1952 Gaziantep Lisesi Türk Halk Müziği Korosu
                                                                 Yöneten Ferit Ginol.





                                             Gaziantepspor 3. lig şampiyonu sene 1971




1968 böyük gar yagışı albümü gaziantep




1968 KIŞINDA GAZİANTEP’TE YAŞANANLAR.
1968 yılı (28-31 günleri) ocak ayı kışında Gaziantep’e oldukça çok kar yağmış, kar kalınlığı yerine göre insan boyunu aşacak duruma gelmişti. Halk günlerce evinde mahsur kalmış, ulaşım felç olmuştu. Resmi dairler açılamamış, iş yerleri günlerce kapalı kalmıştı. Ekmek, su, yakacak sıkıntısı çekilmiş, halk çok zor günler yaşamıştı.
"ŞEHİR İÇİNDE:
Elektrikler kesildi.Su kesildi, şehir içi otobüsleri çalışmadı. 
Elektrik cereyanı ile çalışan hamur yoğurma makinaları durdu. Ancak hamuru elle yoğuran fırınlar ekmek yapabildiler.Fırınlarının önündeki kuyruklar 100-15o metreyi buluyordu.
Sular kesik olduğundan kar eritilerek ekmek hamuru yoğrulmak istenildi. Ancak kar suyunun acı olduğu tespit edilince bundan vazgeçildi...
Şehreküstü’de bir cenazeyi yıkamak için önce kazanlar kurulup, karlar eritilerek su yapıldı, sonra cenaze yıkandı.
Çimento fabrikasının Güzüngü deresindeki su kuyusunun yanında bir köpeği beş kurt bir hamlede parçaladı. Su kuyusu bekçisi bu olayı gözler ile gördüğünü söyledi.
Şehirde iki gün kimse evinden çıkamadı.
Nüktedan arkadaşımız Cemil Cahit Güzelbey’in diliyle; “Haveydi köftesi yemekten imanımız gevredi.” Yani yerli hakkın çoğu, et ekmek istemeyen yağla bulgur karışımı etsiz köfte yiyerek geçindi.
Belediye arasözü Şehreküstü ve diğer semtlere su taşıdı. Arasözlerin başında da kuyruklar meydana geldi.
Hastanelerde elektrik, su yoktu. Kaloriferler de yanmıyordu. Yemek pişirilemedi. Hastalara helva, haşlanmış yumurta verildi.
ŞEHİR DIŞINDA:
Yamaçoba köylüleri, şehirlerarası otobüslerle gelen ve orada mahsur kalan yolculardan 1000 kişiyi iki gün besledi. Bütün erzaklarını yedirdi:Yamaç Obalıların bu hareketi yolcuları çok memnun bırakmıştı. Bir yolcu: "Yamaçobalılar bütün yiyeceklerini bize yedirdi. Yamaçobalılara yardım için Antep’te bir kampanya açılsa hiç fena olmaz” diye bir teklif yaptı
Nizip- Gaziantep arasındaki Bağdat ekspresi kar altında kaldı. Bir haftadır kurtarılamadılar.
Tren yolcularına uçaklar her gün yiyecek, battaniye attı ve üç gün sonra yolcular istasyon yakınındaki Küllü köyüne sığındılar. Tren hala Türkoğlu istasyonunda beklemektedir.
Fevzipaşa- Gaziantep arası tren yolu da kardan kapalı olduğu için tren seferleri burada aksadı. Hala bu yol da alınamadı.
Gaziantep’in bütün ilçeleri ve köyler ile irtibatı kesildi."
6. Şubat. 1968

25 aralık gaziantep kurtuluşu

6319 şehit bir o kadar eş ve evsiz barksız aş bilaç 20000 çocuk işte size savaşın acı bilançosu.Aziz Atatürk yurta sulh ,cihanda sulh cümlesini boşa kurmamıştır.Iç politikaya yönelik olsada bir gece ansızın gelebiliriz diyenlerin kulağına küpe olsun








Bir bayrak dalgalanır Antep kalesi üstünde,
Alı kanımdaki al,
Akı anlımdaki ak,
Bayraklar içinde en güzel bayrak,
Bir türkü söylenir siperlerde her sabah;
Vurun Antepliler namus günüdür...

GAZİ Şehrimizin Kurtuluşunun 94. Yıldönümünde bir kez daha gururluyuz.

"Dokdur Hamit beyde yiy bu maldan" diye bağırarak nohut satan Meşhur Merhum Duzlucacı Zengin Ammi...duzlucayı çogu kişi bilmez pişirilmiş nohutun külah kagıda gonarak duz ve biber ekeleyerek satılan halidir 

küçük kafalı abdurrahman

AĞYOLLU KAFASI KÜÇÜK ABDURAHMAN
Antep ağzı ile Ağyollu Gafası Güccük abduraman…1980’lerde Akyol Mahallesinin ulularındandı. Vücuduna göre oldukça ufak olan kafası nedeni ile herkes ona bu lakabı takmıştı. İri bir gereyfut büyüklüğünde olan kafası ile yolda yürürken boynu hafif öne doğru düşer,uzun zubunu içinde bir yumak olurdu. O ,nur yüzlü sevimli biriydi.Davranışları hep mülayimdi. Kızdığı ender görülürdü. Hatırlıyorum da Onu 70 ler de Ferhadiye Caminin çevresinde dolanırken çok görürdüm. Bazen karabatak misali günlerce kaybolur, sonra bir de bakardım ki sokak başında o karşımda. Ona karşı mahalleli korku ile karşılık saygı duyardı. Tekin saymazlardı. Gaipten bir şeyler bildiğine hükmedildiği için kimse onu gücendirmek istemez, onun karşısında hep temkinli davranılırdı. Her Müşkülatı olan Abdi’ye bir şeyler sorar düşüncesini almak isterdi. Özellikle evlenme ile ilgili sorular çok sorulur, “kız evlenecek mi?...oğlan iş bulacak mı ?”gibi sorular Abdi’nin en çok muhatap olduğu sorulardandı. Abdi sigara içmeyi seven bir tipti. Onun avucuna sıkıştırılacak birkaç paket sigara ona dünyaları verirdi. O Akyol Mahallesinde istediği dükkâna girer, istediği kahveye oturur istediğini yer, istediğini alırdı. Hiç kimse para sormaz, almayı bile düşünmezlerdi. Rivayet odur ki Amerikalılar Abdinin kafasını incelemek istemiş ailesi de ret etmişti. O Akyol mahallesinin dervişi, ulusu, maskotuydu. O Akyol mahallesinin "delileri" içinde en rahmani olanlarından biri, unutulmayacak simaların en başında olandı. Ne zaman doğdu, ne zaman hayatını yitirdi bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa o da Kafası Güccük Abdi Akyol mahallesinin gülüydü. Onu sizinle tanıştırmayı çok istemiş, fotoğrafını bulamamıştım. Tesadüf bu ya fotoğrafı bir dostumda buldum..Ben de sizinle paylaşıyorum.Fotoğraf üstündeki tarih sizi yanıltmasın,o fotoğrafın dijital ortama aktarılma tarihidir.
Fotoğrafı sayın Doğan Özdinç'in arşivinden olup,onun müsaadeleri ile yayınlıyoruz.

atletik mekik spor oyuncuları

ATLETİK MEKİK SPOR
Yıl 1953, yer eski Burhanettin Teker stadı. Yani şimdiki Kâmil Ocak Stadının yerinde olan eski stat. 
Takım, önce Gaziantep dokumacılar kooperatifi olarak kurulur, daha sonra adı Atletik mekik spor takımı olur.
Takım 1953 yılında Şehreküstü kulübünden ayrılarak Diş hekimi Rahmetli Ömer Elmacıoğlu(Ömer Ağa).. Ahmet Büyükbeşe, Ejder Müftüoglu VE Hüsnü Gökçek öncülüğünde kurulmuş.
O günden bugüne takım faaliyetini sürdürmüştür.
Fotoğrafta yer alanların kim oldukları tespit edilmediğinden isimler yazılmamıştır..


 1965
1953 sahaya ilk çıkışları 

Uyuşturucu bağımlılığına dikkat çekmek için sazan avlama yarışması En büyük sazan balığı yakalayan kişiye 5 bin TL'lik ödül verildi -Yarışma ve Atatürk Barajının güzelliği drone ile havadan görüntülendi ŞANLIURFA - Şanlıurfa'da uyuşturucu bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen... Uyuşturucu bağımlılığına dikkat çekmek için sazan avlama yarışmasıEn büyük sazan balığı yakalayan kişiye 5 bin TL'lik ödül verildi-Yarışma ve Atatürk Barajının güzelliği drone ile havadan görüntülendiŞANLIURFA - Şanlıurfa'da uyuşturucu bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen "Uyuşturucu kullanma, olta kullan" sazan avlama yarışmasında Atatürk Barajının güzelliği ve balıkçıların kıyasıya mücadelesi drone ile görüntülendi. Yarışmada en büyük sazan balığını yakalayan kişiye 5 bin TL ödül verildi. Şanlıurfa'da bir araya gelen olta balıkçıları, uyuşturucu kullanımına dikkat çekmek için bir yarışma düzenledi

Akın Öztürk, Hulusi Akar’a Sorun Deyince Salon Karıştı

Akıncı Üssü davasında çapraz sorgusu yapılan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, bir soru üzerine, “Darbeyi, TSK içinde bulunan FETÖ’cü bir grubun dış güçlerin desteğiyle yaptığını düşünüyorum” dedi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, sanık Akın Öztürk’ün savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi.
Öztürk, Mahkeme Başkanı Giray’ın, “Akıncı Üssü’nde bulunduğu zaman aralığında sivil şahıslarla karşılaştınız mı?” sorusuna, “Ben 143. Filo’ya gittiğimde bütün personeli orada gördüm. Etrafta telefonlar ve bilgisayarlar vardı. Bunların operasyon için mi başka bir şey için mi kullanıldığını bilmiyorum. Işıklar kapalı ve loş ışık olduğu için kimseyi tanıyamadım. İnanın kendimden başka bir tane sivil görmedim” diye yanıtladı.
Bunun üzerine Giray, “Çok enteresan. Size göstereyim 6 klasör fotoğraf var yarısı sivil” karşılığını verdi.
“SÖYLERSEM ‘BABASI ONU İHBAR ETTİ’ DERLER” 
Öztürk, “O gece damadınız da oradaydı. Onun durumunu öğrenmek, yardım istemek için aramayı düşünmediniz mi?” şeklindeki soruya, “Hayır aramadım. Uçuş faaliyeti olduğu için prensip gereği aramıyorum. Genelkurmay Başkanına gittikten sonra inanın ona tabi olmak dışında başka hiçbir şey düşünmedim. 5 general dışında kimseyle konuşmadım” dedi.
Öztürk’e, “Şu anki düşüncenizle damadınızın bu işin içinde olduğunu düşünüyor musunuz?” yönündeki soruya, “Efendim yargılama devam ediyor. Şimdi olduğunu söylersem ‘babası onu ihbar etti’ derler” ifadesini kullandı. Mahke Başkanı Giray’ın, “Hakan Karakuş darbeye teşebbüs faaliyeti olduğunu biliyor ve buna rağmen sizi oraya çağırıyorsa, buna ne diyorsunuz?” sorusuna ise Öztürk, “Hakan Karakuş bana telefonda ‘Buyrun gelin, darbe yapıyoruz’ mu diyecekti?” cevabını verdi.
GENELKURMAY BAŞKANI’NA SORUN CEVABI TANSİYONU YÜKSELTTİ
darbeci general
Bir müşteki avukatı, Öztürk’ün emir astsubayı İsmail Keskin’in savcılık ifadesinde, Genelkurmay Başkanı Akar’ın tutulduğu odaya açık yeşil renk kısa kollu tişört giyen bir sivilin girip çıktığını gördüğünü beyan ettiğini anımsatarak, Öztürk’e kendisinin de o şahsı görüp görmediğini sordu.
Bu sözlere Öztürk, “Orada darbe oluyor. Babanı görsen tanımazsın. Ayrıca ben görmek zorunda mıyım efendim?” cevabını verdi. Avukatın, o sivil şahsın Nurettin Oruç olup olmadığını sorması üzerine Öztürk, “Ben sivil şahıs görmedim Genelkurmay Başkanı da oradaydı ona sorun” dedi.
Öztürk’ün bu sözlerini sanıklar alkışladı. Şehit yakınları ve gazilerin oturduğu bölümden ise, “Alayınız Hulusi Akar’a kurban olur” sesleri yükseldi. Salonda yükselen bağrışmalar Mahkeme Başkanının uyarısıyla son buldu.

Gaziantep'te ikinci patlama!

Gaziantep'te ikinci patlama!

Gaziantep'te polisin hücre evine operasyonu esnasında bir canlı bomba kendisini patlatmış, olayda 3 polis şehit olmuş, 8 kişi de yaralanmıştı. Operasyonu genişleten polis ekipleri, ilk olayda girilen çatışmada kaçan teröristlerin yakalanması için bir binanın 5. katına operasyon düzenledi. Burada yaşanan çatışma sonrasında da bir patlama daha meydana geldi.

Son dakika...  Gaziantep'te polisin hücre evine operasyonu esnasında bir canlı bomba kendisini patlatmış, olayda 3 polis şehit olmuş, 8 kişi de yaralanmıştı. Ardından operasyonu genişleten polis ekipleri, ilk olayda girilen çatışmada kaçan teröristlerin yakalanması için Şehitkamil ilçesi Gazikent mahallesinde bir binanın 5. katına operasyon düzenledi. Burada yaşanan çatışma sonrasında patlama meydana geldi.

İŞTE PATLAMA ANI-TIKLAYINIZ

Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralının olup olmadığı hakkında henüz bilgi verilmezken, sitede hasarlar meydana geldi.
Öte yandan, patlamanın ardından Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya ve Gaziantep Emniyet Müdürü Erhan Gülveren olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.

canlı bombanın patlattıgı bombadan yaralanan ve ölenlerin resimleri

gaziantep de patlayan bombada ölen ve yaralananları resimleri kürt mahallesinde olan olayda ölenlerin çogunun tabutunda pkk bayrakları vardı 


 mezarlıkta olası bi canlı bomba olmaması için çevik kuvvet ve polislerini cenaze sahipleri taşladılar
 her kürt pkk degildir sadece arada bozma pkk partizanları çıkar





GAZİANTEPDE 111 SAĞLIK PERSONELİ AÇIGA ALINDI

Gaziantep’te darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 111 sağlık çalışanının açığa alındığını belirten Gaziantep İl Sağlık Müdürü Dr. Sadettin Yazı, açığa alınan personeller yerine görevlendirmeler yapılarak herhangi bir mağduriyetin yaşanmaması konusunda önlemlerin alındığını söyledi.
Gaziantep'te sağlık alanında açığa alınan personellerle ilgili Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen basın toplantısına İl Sağlık Müdürü Dr. Sadettin Yazı, Gaziantep Halk Sağlığı Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Tanrıverdi ve Gaziantep Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Hayati Deniz ile Sağlık-Sen Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Arayıcı katıldı.
Türkiye genelinde olduğu gibi Gaziantep’te Sağlık Bakanlığı tarafından FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğu düşünülen kişilerin açığa alındığını belirten Yazı, “15 Temmuz akşamı Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bulunan paralel yapının maşası olmuş bir grup cuntacı tarafından emir komuta hiyerarşisi dışında hain bir yapılanmayla devletimize ve milletimize kastedilmek istenmiştir.” dedi.
“FETÖ ile bağlantısı olduğu düşünülen 111 sağlık personeli açığa alındı”
Gaziantep’te darbe girişimine ilişkin FET
Ö’ye yönelik soruşturma kapsamında 111 Sağlık çalışanının açığa alındığını belirten Yazı, “Yurdumuzun dört bir yanında bu hain darbe girişimine karşı tepkiler çığ gibi büyürken, kamu kurum ve kuruluşlarımızda da FETÖ terör örgütü ile bağlantısı olduğu düşünülen kişileri kurumlardan açığa alma çalışmaları tüm Türkiye’de olduğu gibi İlimizde de Sağlık Bakanlığımız tarafından yapılmaktadır. Bu kapsamda ilimizde sağlık alanında İl Sağlık Müdürlüğümüz, Halk Sağlığı Müdürlüğümüz ve Genel Sekreterliğimiz bünyesindeki tüm sağlık kuruluşlarında FETÖ terör örgütü ile bağlantısı olduğu düşünülen 111 sağlık personeli, 667 sayılı KHK ve Sağlık Bakanımızın onayı ile açığa alınmıştır.” dedi.
“Sağlık hizmeti aksatılmadan devam edilmektedir”
Açığa alınan personellerin yerine görevlendirmeler yapılarak herhangi bir mağduriyetin yaşanmaması konusunda önlemlerin alındığını belirten Yazı, “Yine aynı şekilde açığa alınan aile hekimlerimizin de yerine Halk Sağlığı Müdürlüğümüzce yeni görevlendirmeler yapılarak vatandaşlarımızın sağlık hizmeti sunumuna aksatılmadan devam edilmektedir. Türkiye’nin 6’ıncı büyük ili olan ve yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip Gazi şehrimize,  en iyi ve ulaşılabilir sağlık hizmetini dev sağlık kadromuz ile sunmaya her zaman olduğu gibi bugün de devam etmekteyiz.” ifadelerini kullandı.
Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yazı, Gaziantep’te yeni yapılacak olan şehir hastanesi ile diğer hastanelerin tamamlanma çalışmalarının hızlı bir şekilde ilerlediğini kaydetti.

paralel yapıya destek veren 58 şirkete kayyum atandı

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, 2’nci Sulh Ceza Hâkimliğince 58 şirkete kayyum atandığı belirtildi.
ABD destekli darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında kentte bir infaz koruma memurunun tutuklandığının bildirildiği açıklamada, 5 kamu personelinin de gözaltına alındığı kaydedildi.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından başlatılan ve halen devam eden soruşturmalar neticesinde, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığımızca daha önce hakkında işlem başlatılarak gözaltına alınan Muhammet Mustafa Urkan (infaz koruma memuru) tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Operasyonlarda bir sosyolog, 2 kâtip, 9 infaz koruma memuru, bir polis meslek yüksekokul öğrencisi, bir Zirve Üniversitesi İpek Vakfı Yönetim Kurulu üyesi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Maliye, PTT, havalimanı ve TEDAŞ’ta görevli 5 kamu personeli de gözaltına alınmıştır. Ayrıca Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında Gaziantep 2’nci Sulh Ceza Hâkimliğince 58 şirkete kayyum ataması yapılmıştır.”


Valilikten yapılan yazılı açıklamada, 15 Temmuz 2016'da FETÖ/PDY  Silahlı Terör Örgütü mensuplarınca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü  düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu  düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs ve ayrıca bu örgüte üyelik  suçlarıyla ilgili Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan  soruşturmaların devam ettirildiği belirtildi.
Milli güvenliği tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY Silahlı  Terör Örgütü'nün Zirve Üniversitesi yöneticileri ve Zirve Üniversitesinin  kuruluşunu sağlayan İpek Kültür ve Eğitim Vakfı mütevelli heyetine yönelik  Gaziantep merkezli İstanbul ve Ankara'da eş zamanlı operasyon düzenlendiği  kaydedilen açıklamada, "Konuyla ilgili 13 şahıs gözaltına alınmış, şüphelilerden  T.N, M.Y. ve M.G. daha önce yine FETÖ/PDY kapsamında başka soruşturmalardan  tutuklu bulunduklarından toplamda 12 şüpheli tutuklanmış, firari şüpheliler  hakkında adli makamlarca yakalama kararı çıkarılmıştır. Ayrıca Zirve Üniversitesi  adının Pensilvanya'da bulunan terör örgütü lideri Fetullah Gülen tarafından  verildiği soruşturma kapsamında tespit edilmiştir. Şüphelilerle ilgili soruşturma  çok yönlü olarak sürdürülmektedir." ifadelerini kullanıldı.